7 Ağustos 2014 Perşembe

Kendi makaranı kendin yap



kağıttan makara yapımı


Herkese günaydın, keyifli günler. Bizim küçük hanımı defalarca uyanıp da pışpışlayarak uyutur uyutmaz geçtim bilgisayar başına. Bir post hazırlamak ne kadar vaktimi alıyor artık anlatamam. Başına oturup bir iki kere de bitirmek mümkün olmuyor. Neyseki bitirdim de sizinle paylaşabiliyorum.

Geçenlerde Turuncu Oda'nın bir yazısında görüp iyi fikirmiş diye düşünmüştüm bu makaraları. Hiç yapma fikri aklımda yoktu ta ki böyle bir şeye ihtiyaç duyana kadar. Tuhafiyeden renk renk kurdeleler aldım. Aslında almışken top olarak alacaktım ama açılmamış top ellerinde olmadığından mecbur metre işi aldım. Boş makarada yokmuş ellerinde. Bir de onlar eve gelene kadar hepsi birbirine girdi mi? Bilirsiniz çok gıcık bir durumdur, nasıl çözücem ben bunları bakışlarına maruz kalmış birbirine girmiş renk karmaşası kurdeleler. Başladım kara kara düşünmeye ne yapsam nasıl çare bulsam diye. İşte o an bir süre önce Turuncu Oda'da gördüğüm o kartondan makaralar gözümün önüne geldi. Benimkiler pek düzgün olmadı, üzerinde daha fazla uğraşıp daha iyi kalıp çıkartılması gerek. Ama işimi gördü mü gördü :)





Ben ayrıca işin biraz daha kolayına kaçıp öyle peçeteydi tutkaldı kurusunda uğraşmak yerine desenli kartonlardan direkt kestim makraları. Hatta fotoğraftada gördüğünüz üzere şekilde de kolaya kaçtım :) Sonuçta açılmasına engel olacak bir arada tutacak herhangi şekilde kesebilirsiniz. İşlevsellik yerini buluyor böylece ama derseniz güzel olsun, gözümü gönlümü şenlendirsin o zaman biraz uğraşacaksınız :) 

Yapılışını turuncu Oda gayet güzel anlatmış, o kısma girmiyorum hiç. Sizin de varsa böyle bir ihtiyacınız ya da sırf keyfinize evinizdeki ipleri, kurdeleleri daha şık - sevimli makaralara sarmak isterseniz bir göz atarsınız. 


kartondan makara yapımı



kartondan makara yapımı

Sevgiler 

1 Ağustos 2014 Cuma

Bebek Pikemize Kelebekler Kondu





Nedir, nerden geliyor bu kelebek sevgisi bilmiyorum. Ama son yıllarda pek bir sever oldum. Özellikle Duru'nun hazırlık döneminde bu sevgi kendisini epey gösterdi :) Kapı süsünden, kıyafetlerine, pikesinden, tülüne çoğu yerde görmek mümkün. İşin ilginci ben çocukken kelebekten korkardım. Aslında korktuğum kelebeğin kendisi değildi ama onun odaya girdiğinde lambanın ışıpında kendini duvardan duvara çarpan halleri beni tedirgin ediyordu. Herkes seferber olurdu kelebeği ona zarar vermeden odadan çıkarmak için, malum o kadar hassaslar ki. Bir de kızımın o minnak ayaklarının hastasıyım. En çok sevdiğim şey o minnak ayakların ve ellerin fotoğrafını çekmek :) O kadar ki size yaptığım pikeyi göstericem ya, işte o ayakcıklar olmadan eksik kalırdı yani :)) 




Sevdiğim bir diğer şey de nil yeşili. Pastel tonlarını genel olarak seviyorum ama nil yeşiline ayrı bir bayılıyorum. Eşim ve ben pembe rengini pek sevmeyiz ve bebekleri de tek renk giydirmeyi pek sevimsiz buluyoruz. Bu bebek hazırlık döneminde de pembe rengine iyice gıcık olduk diyebiliriz. Nedendir anlayamadık kız bebek için her şey pembe, erkek bebek için ise mavi. Renkler mi tükendi nedir? Ne oldu sarılara, yeşillere. Bu pike aslında English Home'dan. Mağazaya gittiğimde amacım bebek pikesi almaktı ama bu normal pikeyi görüp de rengine bayılınca neden kızımın pikesini kendim dikmeyeyim dedim. Normal tek kişilik pike alıp istediğim ölçülerde kesip süsledim. Bu pikenin boyutları küçük, bunu bebek arabası için yaptım. Bir de ev için ayrıca yapıcam. Ama henüz onu nasıl süsleyeceğime karar vermedim. Onu da yapınca ilerde paylaşırım. Çok kullanışlı oldu, dışarda çok işimizi görüyor. Havalar o kadar sıcak ki normal penye battaniyeleri bile fazla geliyor. 

Pikenin üzerine olmazsa olmazlarımız kelebeklerimizi kondurdum. Bir de üstüne adını yazdım. Aslında kelebekleri ve harfleri şu yazımdaki (...) hastane kapı süsünden. Onları da bu şekilde değerlendirmiş oldum. Zaten odası için ayrı kapı süsü yapmıştım hatırlarsanız. O da atıl kalınca (Bir süre yatak odamızın kapısını süsledi henüz Duru'nun beşiği yanımızda) ben de bu şekilde değerlendireyim dedim. Çok bir şeyi yok pikenin işte. Dört kenarı ı geçip üstünü keçelerle süsledim okaaaa. Bir de maharetmiş gibi gösteriyorum işte :) 

Sizi fotoğraflarla başbaşa bırakıyorum. Şimdilik bu kadar. Duru Hanım'dan fırsat buldukça yapmış olduklarımı paylaşıcam ve hatta en önemlisi  yeni şeyler yapıcam. Mesela şu an uyandı inceden inceden mıkırdanıyor, bak uyanmak üzeriyim annem gelse de alsa diye. En azındna yazımı bitirmeme fırsat verdi. 


Sevgiler benden ve kızımdan gelsin ... 








28 Temmuz 2014 Pazartesi

Dünyaya Merhaba... Bayramınız Mübarek Olsun...





Herkese merhaba; ben Zeynep Duru. Dünyaya geleli tam olarak 55 gün oldu ve bugün bayrammış, tüm sevdiklerimizin bayramı kutlanırmış annem öyle dedi. Ben de hepinizin bayramını kutluyorum, ellerinizden öpüyorum. 





Minik kızımız nihayet aramıza katıldı, günler öyle yoğun öyle dolu dolu geçiyor ki zaman nasıl geçti de 55 gün oldu anlayamadım bile. Öyle hızlı büyüyorlar ki sürekli bir gelişim içindeler ve hayretle zevkle takip edip ona ayak uydurmaktan ibaret hayat bu aralar :)  O minik ellerin, ayakların, bakışların, yeni yeni öğrendiği o gülücüklerin müptelasıyız.

Bugün ilk bayramı kızımızın, sizlerle birlikte kutlamak istedik. Hepinizin bayramı mübarek olsun, tüm sevdiklerimizle beraber ağız tadıyla geçireceğimiz şeker gibi bir bayram diliyorum. 

Bugün ayrıca babamsız geçirdiğim ilk bayramım, içim buruk aynı zamanda. Alışamadım hala, bir yanım eksik. Alışılır mı da bilmem. Benim gibi sevdikleri yanında olmayanlar için de Allah'dan hepsine rahmet diliyorum, huzur içinde yatsınlar. 

Herkese iyi bayramlar... 

Sevgiler...